Depresyonu Olan ve Olmayan Genç Kızlar ve
Annelerindeki Adet Öncesi Yakınmaların Karşılaştırılması
Akdeniz F., Korkmaz S., Tamar M., Beker B.
Ege Üniversitesi, Psikiyatri Anabilim Dalı,
İzmir.
Amaç: Bu çalışmada depresyonu olan genç
kızlarla depresyonu olmayan genç kızlarda adet öncesi
yakınmaların şiddetini ve profilini, ve ayrıca annelerdeki ve
kızlarındaki adet öncesi duygusal, davranış ve fiziksel yakınma
dalgalanmalarının ilişkisini araştırmak amaçlanmıştır. Yöntem: Hasta grubunu majör depresif bozukluk tanısı konmuş
ve en az iki yıldır düzenli adet gören 15-18 yaşları arasındaki
20 genç kız ve kontrol grubunu da hiçbir fiziksel ve ruhsal
yakınması olmayan 17 genç kız oluşturmuştur. Adet öncesi
duygusal, davranış ve fiziksel belirtilerini geriye dönük olarak
sorgulayan Premenstrüel Değerlendirme Formu (PDF) ve depresyon
belirtilerinin şiddetini belirlemek için de Beck Depresyon
Envanteri (BDE) kullanılmıştır. Genç kızların ve annelerinin
adet döngüsü bilgileri ve annelerin tıbbi ve ruhsal hastalık
varlığı derlenmiştir. Bulgular: Araştırma ve kontrol
grubunu oluşturan kızlar arasında sosyodemografik veriler
açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur. Hasta
grubunda daha fazla kız dismenoreden yakındığı ve daha fazla
okula devamsızlık yaptığı halde iki grup arasında istatistiksel
olarak anlamlı bir farklılık yoktur. Depresyon grubu genç
kızlarla kontrol grubu genç kızlar arasında PDF toplam
puanlarında ve PDF’nun bazı alt ölçeklerinde (depresyon ile
ilişkili) istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
Depresyon grubu genç kızlarla anneleri arasında PDF toplam
puanları ve bazı alt ölçekler arasında istatistiksel anlamlı
farklılıklar gözlenirken kontrol grubu genç kızlar ile
annelerinin PDF toplam puanları ve alt ölçekleri arasında
istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Tartışma: Depresyonu olan ergenler premenstrüel dönemde daha
fazla yakınmaları olduğunu belirtmişlerdir. Bu sonuç depresif
ergenlerin daha fazla premenstrüel yakınma yaşadığı şeklinde
yorumlanabilir. Ancak depresif bireylerin olumsuz bilişleri
nedeniyle özbildirim ölçeğini doldururken olumsuz cümlelerden
daha fazla etkilendiği bilinmektedir. Bu sonuçlarla depresyon
tanılı bireylerde premenstrüel belirtilerin varlığını ve
şiddetini belirlemek için geriye dönük ölçekler yerine ileriye
dönük formların kullanılmasının uygun olacağı söylenebilir.
Anahtar sözcükler: Depresyon, premenstrüel sendrom,
ergenlik.
ISSN:1301-3904